Eğitim

Fizik

Fizik


Bir bilim dalı ve disiplin olarak fizik modern bilimler diyebileceğimiz alanlar arasında en yerleşik olanıdır, oysa gerek tarihsel gerekse de toplumsal olarak erken 20. yüzyıla kadar diğer bilim dallarıyla kıyaslandığında çok da ciddi bir rol oynamamıştır. Peki sahneye bu kadar geç giren fiziği diğerlerinden ayıran nedir?

Matematiksel metotlar yalnızca bir bilim dalına özgü çıkmazlar, örneğin üniversitelerde verilen Calculus derslerinde öğretilen türev-integral yöntemleri fizikçilerin işine yaradığı kadar iktisatçıların, mühendislerin, hatta siyaset bilimcilerin de işlerine yarar. Birer şablon olarak gösterilen bu yöntemler ilgili alandan gelen içeriğe uygulanabildikleri ölçüde o bilim içinde bir işlev kazanırlar. Fiziği diğer bilimlerden ayıran ve ‘modern bilim’ kavramına en uygun hale getiren de budur, matematiksel metotların ustaca kullanımıdır.

Fizik bilimi en kaba tabirle fiziksel dünyanın önce matematiksel olarak tasvir edilmesi, ardından bu tasvirin çeşitli matematiksel operasyonlarla değiştirilmesi, ve son olarak da değişmiş olan tasvirin gerçek dünyayla tekabül edip etmediğinin test edilmesidir. Örneğin önümüzdeki masayı matematiksel bir obje olarak tasvir edelim, ardından bu objeyi ortadan ikiye bölme matematiksel operasyonuna maruz bırakalım ve devamında neler gerçekleşeceğini kağıt üstünde hesaplayalım. Eğer fiziksel masayı da ortadan ikiye böldüğümüzde kağıt üstündeki gibi davranıyorsa artık elimizde “masayı bölmüş olsak nasıl davranırdı” sorusuna hiçbir fiziksel masaya zarar vermeden yanıt verebilmemizi sağlayan bir yöntem var demektir.